Denizli’de kulluklar

DENİZLİ KULLUKLARI, OBO, DEDE DÖŞEĞİ ve KULLUK TERİMLERİ ÜZERİNE

Bir dağ gezgini olan Ümit Şıracı, Denizli Bölgesindeki dağlarda tespit ettiği OVO diye adlandırdığı yapıtlar üzerine kendi facebook sayfasında bir yazı kaleme aldı. Sayın Şıracı’nın bu yazısını aşağıda okuyabilirsiniz. Daha önce bu yapıtların isimlendirilmeleri konusunda görüşümü belirtmek istiyorum.

Ümit Şıracı’nın fotoğrafları sayesinde Denizli dağlarında kullukların varlığını ve iki tür yapıt olduğunu farkettik. Fotoğraflardaki anıtların çoğunluğu Nimri’de eskiden beri var olan Kulluklardır. Denizlideki kulluklar genelde yuvarlak şekilde ancak, bir tanesi kare biçiminde yapılmış. Kare ya da dikdörtgen kulluklara, Jerome Dupret’nin tanıttığı Portekiz kulluklarında da rastlanıyor.

Sayın Şıracı’nın fotoğraflarında, ayrıca Denizli’de DEDE DÖŞEĞİ denilen farklı bir yapıt var. Anadolu’nun bazı yörelerinde buna Dede Düşeği de deniyor. Dede Düşekleri, büyük ihtimalle Türkmen Alevi yerleşimlerinde, ulu gördükleri Dede ve Babaların bir dağ zirvesindeki mezarlarıdır. Kaybolmasın diye o yörede yaşayan insanlar, Dede Döşeğinin yanından geçtiklerinde onun üzerine birkaç taş ekliyorlar. Moğolistan ve diğer Orta Asya ülkelerinde de aynı özelliğe sahip bu yapıtlara OBO, OVO deniliyor. Obo’nun tepesinde genelde üzerine rengarenk bezler bağlanan bir sopa bulunuyor. Oboya lokma bırakılıyor. Kaz Dağlarının Sarıkız zirvesinde bu anıtların aynısından var. Sayın Şıracı’nın yazısını okuyunca, şimdiye kadar bu konudaki araştırmalarıma dayanarak, Dede Döşeği ile Kullukların iki ayrı yapıt olduklarını ve iki ayrı isim taşıdıklarını belirtme gereksinimi duydum.
Dede Döşeği ile Kulluklar farklı şekilde iki ayrı yapıttır ve farklı şekil ve işleve sahiptirler. Bu sebepten, iki kavramı birbirinden ayırmak ve öztürkçesiyle Anadolu’da var olan isim ve işleviyle anmak gerektiğini düşünüyorum.

Obo ya da Ovo’nun Anadoludaki karşılığı : Dede Döşeğidir.
Kulluk ise taşların üst üste konmasıyla oluşturulan, dağlarda, önemli bir yere konumlandırılan, uzaktan bakıldığında insana benzeyen, iki metreye yakın boyda, işlev olarak yön bulmaya yarayan yapıtlardır.

Hem Dede Döşeği, hemde Kullukların ortak özellikleri dağlık bölgelerde taşlardan yapılmalarıdır. Her ikisi de şamanik eserlerdir.
Bu nedenlerle bence yapıtlar bundan sonra, farklılıkları göz önünde bulundurularak Kulluk ve Dede Döşeği olmak üzere iki ayrı sözcük olarak kullanılmalıdır.

Kenan ÖZTÜRK

 

Sayın Şıracı’nın Denizlideki yapıtlar ile ilgili yazısı aşağıdadır.

DENİZLİ’DE ALTAY İNANÇ TAŞLARI: OVOLAR – ÜMIT ŞİRACI

…Sizlere kadim Türklerde kutsal mekânları sembolize eden ovoların Denizli örneklerinitanıtacağım.
Denizli’de dağ zirvelerinde özellikle Babadağ, Karababa, Akbaba, Çökelez ve Bozdağ zirvelerinde ovolardan çokça görmek mümkün… Kutsal mekânlarda yapılmış olduklarından ovolar, kutsal taş yığınları olarak bilinir. Fotoğraflarda gördüğünüz üzere ovolar, irili ufaklı dizilmeye elverişli, üst üste konulmuş taş yığınlarından oluşmaktadır. Bu kutsal taş tepeciklerine/yığınlarına ovo denildiği gibi bazen “ova”, “oba”, “obo” ya da “düşek” de denilebilmektedir.
Ovoların kökleri ve bununla ilgili kutsal gelenekler, kadim Türk coğrafyasına kadar dayanmaktadır. Günümüzde bile Moğolistan’ın dört bir yanında yol kenarlarında birçok ovo yer almaktadır. Abdülkadir İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm adlı eserinde bu ovo/oba kültünün hem Türk hem de Moğol boylarında ne kadar yaygın olduğu hususunda şu açıklayıcı bilgilere yer verir: “Oba, steplerde toprak, dağ geçitlerinde taş yığınlarından meydana getirilen suni tepelerdir (höyüklerdir). Bu obalar steplerde kutsal dağ ve tepe yerini tutarlar.”
Atlas dergisinin Şaman Türkler/Tuva ve Hakasya özel sayısında Sinan Anadol, ovo geleneğinin Şamanizm izleri hakkında şu bilgileri vermektedir. Buna göre taşlara bez bağlamak, Şamanizm’de önemli bir inanç ritüeli. İnsanlar bu yolla Tanrılara dilek ve isteklerini ilettiklerine inanıyorlar. Bir tepenin en yüksek noktası, onun ruhunun açılım noktası olarak kabul ediliyor. Bu noktalarda oluşturulan ova/obalar, tepe ruhunun fetişi aslında… Şamanizm’e inananlar özellikle dağ doruklarında ya da geçitlerinde taşları üst üste yığarak kutsal alanlar oluştururlar. Her gelip geçenin yığına bir taş koyması ya da bez bağlayarak ruhlara sunuda bulunması gerekir. Bazen de ovolar ya da obalar, taş yığınlarının olmadığı kutsal mekânların da genel adı olabilmektedir. Kaynaklara göre kutsal olduğuna inanılan kişilerin kutsamasıyla bu mekânlar bazen de adak yeri olma özelliğine sahip olabilmektedir. Bir şaman geleneği olan ovoların bu inanç özelliğine dair Abdülkadir İnan, açıklamaları ile bizleri aydınlatmaktadır: “Eski zamanlarda obaya kurban sunma töreni basit idi. Şaman, filan oymağın koruyucu ruhunun filan yerde bulunduğunu söyler, boy veya oymak oraya bir höyük yapardı. Bu oba boyun tapınağı olurdu. Burada kurbanlar kesilir, dini törenler yapılırdı. Obanın yanından geçen her yolcu atının kılından veya elindeki paçavralardan bir parçayı adak olarak buraya atardı. Oba kültüne gelenek olarak Müslüman Türkler’de de rastlanmaktadır. Kırgız-Kazak boyları obalara karşı derin saygı gösterirler. Bunlara göre obalar “arvagı” güçlü kahramanların mezarıdır.”
Yukarıda kısaca özetlediğimiz ovolara örnek olarak Pamukkale’de bulunan Yeniköy üstünde Hierapolis yönüne giden yolun üstündeki üç adet ovoyu gösterebiliriz. Yola selam duran bu taş yığınları, fotoğraflarda da gördüğünüz üzere adeta yolcuya yol gösterir ve ona kılavuzluk yapar gibidir. Bu yol aynı zamanda göçer Türkmenlerin “ulu yol” olarak tabir ettikleri yoldur. Bize yöre halkından aktarılan bu bilgi, yukarıda yazımızın girişinde belirttiğimiz kutsal mekânlarla ilgili genel bilgilerle örtüşür niteliktedir…

 

%d blogcu bunu beğendi: