KULLUK

 

 

Geçmişte ve günümüzde farklı halkların kültürlerinde görülen kulluklar, doğada taşların üst üste konmasıyla yapılan, genellikle insan şeklindeki dikili taşlardır. Kulluğu oluşturan her taş, birbirinden güç  alarak ayakta durur ve doğadaki dengeyi de ifade eder. Her taş tek tek bu dengenin esas öğesidir ve eşit derecede öneme sahiptir. Kullukta birbirine yaslanarak ayakta durma olgusu, tarihte göçebe halkların kendi iç dayanışmalarının simgesidir. Genellikle dağlık bölgelerde bulunan kulluklardaki taşların bu formları, doğadaki her varlığın birbirine bağlı ve ihtiyacı olduğunu ifade eder. Kulluk insana sağlıklı bir doğa ve iyi bir gelecek için kollektif  sorumluluklarını hatırlatır ve gelip geçen her yolcuya “Ben buradayım sen de doğru yoldasın” işaretini verir, yol gösterir.

Çok eski çağlardan beri şamanlığın mihenk taşı olmuş kulluklara dünyanın geniş bir coğrafyasında rastlanmaktadır. İnsan görünümlü bu şaman anıtları taşındıkları her ülkede hemen hemen aynı işleve sahip olarak günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. 

Keban’a bağlı Nimri köyünde yakın zamana kadar, yaklaşık iki metre boyundaki kulluklar birer sanat eseri gibi dağlarımızı süslüyorlardı. Sert kış mevsiminde ve sisli havalarda insanların yön bulmalarına yarayan kulluklar, köy nüfusunun büyük şehirlere göçmesiyle beraber ortadan kayboldular.

Bu dönemden sonra Nimri’ye ilk kulluk yaklaşık 40 yıl sonra, Eylül 2016 da yapıldı ve ismi işaret anlamına gelen “İşmar” olarak kondu.

2018 Nimri buluşmasında kulluklar bir sanat projesine dönüştürüldü ve 23 Ağustos 2018 tarihinde Ağbaba dağının tepesine tasarımları Meral ve Cemal Erez tarafından çizillen iki kulluk Nimrililer tarafından yapıldı. Bu kulluklarla beraber yok olan bir gelenek yeniden Nimri’de canlandırılımaya başladı.

Proje her yıl sanatçıların katılımı, Üniversitelerin Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakülteleri işbirliğiyle Nimri’ye yeni kulluklar yapmayı amaçlıyor.

%d blogcu bunu beğendi: